Bugun...

Oğuz UÇAR (SON NOKTA)
KANAL İSTANBUL REFERANDUMU
Tarih: 06-01-2020 14:54:00 Güncelleme: 06-01-2020 14:54:00


KANAL İSTANBUL REFERANDUMU

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan meydanlarda konuşuyor;
“Bizim Rabiamız Var!” diyerek sağ elinin baş parmağını kapatıp, elinin dört parmağı ile halkı selamlarken “Vatan, Devlet, Millet ve Bayrak” vurgusu yapıyor.

 

Soruyorum sizlere, bu coğrafyanın insanları olarak kim itiraz eder ki bu kutsal değerlere!
Tarih boyunca bizim için önemli olmadı mı?

Vatan, Devlet, Millet ve Bayrak...

Bunun için binlerce şehit vermedik mi?
Hala verdiğimiz şehitler, bu değerler için değil mi?
Eğer bu değerler içinse, o zaman hepsinin kıymetini bilmemiz gerekmiyor mu?
Vatanımız olmadan,
Devletimiz olmadan,
Bayrağımız olmadan,
Sahip olduklarımızın ne önemi var!


***
 

Şimdi bir düşünün...
Çok para kazandığınız bir işyerine ve çok huzurla yaşadığınız bir eve sahipsiniz.
Eşiniz ve çocuklarınızla mutlu bir yaşamınız var.

Ancak bir gün, eşiniz yoldan geçen yabancıyı işyerinize ortak yapmanızı istiyor.
O da yetmezmiş gibi “O kişiye evden bir de oda verelim” teklifi ile karşınıza çıkıyor..

Nasıl bir tepki gösterirdiniz?

Ben sizin adınıza bu soruyu hemen yanıtlayabilirim.
Böyle bir durumda “Evet” demeyeceğiniz gibi

İlk sözünüz “Hanım sen delirdin mi?” olacaktır!


Böyle bir durum, en alt seviyede akıla sahip biri tarafından bile kabul edilmeyecektir!

 

***

Şimdi sizleri günlerdir tartışılan “Kanal İstanbul” konusunda düşünmeye davet ediyorum.

20.Temmuz.1936 tarihinde imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi,
24.Temmuz.1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın İstanbul, Çanakkale Boğazları ve Marmara Denizi üzerindeki Türkiye’nin statüsünü olumlu yönde değiştirmişti.

Çünkü, daha önce bu bölgede dokuz devletin temsilcisinden oluşan “Boğazlar Komisyonu”nun sözü geçiyordu. Başkan Türk olsa bile, burada bir oya sahipti.


Başka bir ifade ile Montrö Sözleşmesi, Türkiye’ye kendi ulusal güvenliği, Karadeniz’de kıyısı bulunan devletlerin güvenliği ve Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin çıkarları konusunda yükümlülükler getirmişti.


Burada en önemli konu ise; elbette ülkemizin güvenliğidir...
 

Geçtiğimiz gün, bir televizyonun haber bülteninde
Kanal İstanbul’un ardından, Kanal Çanakkale Projesi’nin de gündemde olduğu öne sürüldü.

 

Eğer böyleyse, milli egemenliğimiz konusunda da korkunç bir durumla karşı karşıyayız...

 

İşte bu yüzden, konu oldu bittiye getirilmemeli ve kamuoyunda enine boyuna tartışılmalıdır.

İktidar sahipleri, inatla “Bu iş olacak” demekten vazgeçmeli, hem vatandaşları hem de muhalefet partilerini bilgilendirmelidir.

Şimdi “Kanal İstanbul” yarın da “Kanal Çanakkale” projeleri ile kazancımız ve kaybımız ne olacaktır?

Bunu bilmek hakkımız değil mi?


***
Temel ile Dursun yaşlanmışlar, kahvehanede çaylarını yudumlarken sohbet ediyorlarmış.

Dursun dert yanmaya başlamış,

- Ula Temel çok yaşlandık.
  Kollarım, ayaklarım, başım...
  Anlayacağın her bir yanım ağrıyor daaa...
  Sen nasilsun bakalum?
 

Temel cevap vermiş,

- Laaa Dursun,
  Ben anamdan doğduğum gibiyim.
  Ağzımda dişim, kafamda saçım yok.
  Altuma edeyrum haberim yok...

 

İş, işten geçmeden insanlarımız bilgilendirilmeli ve Temel ile Dursun’un durumuna düşürülmemelidir.


Bu konu ile ilgili olarak sonra da kesinlikle referanduma gidilmelidir.

 

Referandum, “Vatan, Devlet, Millet ve Bayrak” için yapılmalıdır!



Bu yazı 393 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI