Bugun...

Oğuz UÇAR (SON NOKTA)
BU İŞ İNATLA OLMAZ
Tarih: 30-12-2019 05:52:00 Güncelleme: 30-12-2019 05:52:00


BU İŞ İNATLA OLMAZ

2019’un bitmesine sayılı saatler kala, sizleri biraz düşünmeye davet ediyorum.


Ülkeyi 17 yıldan bu yana tek parti iktidarı yönetiyor.
“Bu ülke koalisyonlardan çok çekti” diye söylense de,

AKP döneminde herkes “Gündem Yorgunu” oldu.

Bir defa “Halkın haber alma hürriyetini temsil eden Medya” tekelleşti.
Çoğunluğu iktidarın emrine girdi. Gazeteler artık, iktidar sahiplerinin hoşuna gidecek başlıkları atmaya başladı.


AKP iktidarı, her dönemde Don Kişot’un Yel Değirmenleri ile savaşması gibi karşılarına birilerini aldı, kamuoyunu idare etti.


FETÖ güdümündeki Hakim, Savcıların yönettiği Ergenekon, Balyoz operasyonları ile Türk ordusuna darbe vurulmasına sessiz kalındı. Atatürkçü Subaylar ve Türk Aydınları yıllarca cezaevlerinde tutulurken, Bülent Arınç’ın “Bana suikast yapacaklardı” sözlerinin ardından Genelkurmay’ın Kozmik Odasına girildi.

Bu ülkenin 26’ncı Genelkurmay Başkanı “Terörist” suçlamasıyla cezaevine konuldu.
Hukukun ayaklar altına alındığı tam bir utanç ve komedi oyunu sahnelendi!..
Bizi yönetenler “Kandırıldık” dedi.

***


Emperyalistlerin “Arap Baharı” adı altında Kuzey Afrika’dan başlattıkları oyun, bu ülkeleri kasıp kavururken, bizi yönetenler yine kandırıldı...

Irak’da Saddam Hüseyin, Libya’da Muammer El Kaddafi’nin gitti, ardından Mısır’da darbe yaşandı. Ardından Suriye tam bir cehenneme döndürüldü. Türk gazetelerinde “Kardeşim Esat” görüntüleri bir anda tarih oldu. Esad’ın ismi Esed diye değiştirildi.


Suriye’de kendi vatanlarını terk eden mültecilere kapılarımız açıldı!

Büyük şehirlerimiz başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında Suriyeliler ile doldu taştı.
Ne görgüleri, ne eğitimleri bize uymayan bu insanlar, burnumuzun dibinde kuralsız, kontrolsüz bir biçimde yaşamlarını sürdürmeye başladı.
Ama bu delikanlılığımız bize çok pahalıya patladı!


Bu da haliyle insanlarımızı rahatsız oldu.
Ama ne ilginçtir ki; daha önce her konuda referandum yapalım diyenler “Suriyelileri memleketlerine gönderelim mi?” diye halka sormadılar.
Ama bunun karşılığını 31 Mart Yerel seçimlerinde aldılar.

***
İktidar sahipleri şimdi yeni bir inatla “Çılgın Proje” olarak tanımladıkları KANAL İSTANBUL’u hayata geçirmek istiyor. Kendilerine “Yapma, dur” diyenlere “Bizi Millet bizi seçti, biz istediğimizi yaparız” diyorlar.
 

Tarihçilerin “Bu kanal yapılırsa Montrö Anlaşması tehlikeye düşer. Türkiye’nin Boğazlar ve Karadeniz üzerindeki hakimiyetinin sona erer” şeklindeki uyarılarını da dikkate almıyorlar.

Soruyorum sizlere nedir? bu inat...

Bu millet sizlerin şimdiye kadar yaptığını onaylamış olsaydı, 31 Mart seçimlerinde büyük şehirleri elinizden hiç alır mıydı?

Elbette almazdı...

O zaman bırakın rüya görmeyi, bırakın inadı da, dinleyin milletin sesini.
Getirin referandum sandığını milletin önüne...
Hem “Referandum” istişare demek...
İstişare ise, bizim dinimizin de emri değil mi?

İşte bunun için rüya görmemek ve inat etmemek lazım.

Çok geç olmadan, hem KANAL İSTANBUL, hem de Suriyeliler konusunda referandum yapılmalı ve  millete sorulmalı, diye düşünüyorum.

***

Rüya deyince aklıma bir fıkra geldi, onu paylaşayım izninizle;


Adamın biri gördüğü rüyayı yorumlaması için bir rüya tabircisine gitmiş, başlamış anlatmaya;
-Ya hocam ben bir rüya gördüm sorma gitsin.
Önce bir ağaç gördüm ağaç mı desem, çınar mı desem, meşe mi desem...
Bir yeşillik gördüm yeşillik mi desem, çayır mı desem , çimen mi desem...
Sonra bir su gördüm ırmak mı desem, nehir mi desem, okyanus mu desem...
Adamın her şeyi 3 defa tekrarlayarak anlatmasına sinirlenen tabirci hışımla;
- Allah senin belanı verecek...

Bugün mü desem, yarın mı desem, öbür gün mü desem!..

***

Hepinize, huzurlu ve mutlu yıllar diliyorum.

 

 



Bu yazı 941 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI