Bugun...

HASAN TUFAN
YEDİ TAŞIT BİR İSTANBUL
Tarih: 09-10-2019 11:15:00 Güncelleme: 09-10-2019 11:15:00


HASAN TUFAN
tufanmedya@gmail.com
yasamgazetesi.com.tr

YEDİ TAŞIT BİR İSTANBUL
O gün, yeni basın kartımı almak için yola çıktım.
Sabahın erken saatlerinde İETT otobüsündeyim;
İstanbul’un Anadolu yakasının İzmit sınırından…
Kadıköy’e doğru ilerlerken, her zaman olduğu gibi:
Yola çıkanları büyük bir dikkatle izliyordum.
Çünkü bugünün İstanbul’unda:
Araba ile yolculuk bir trafik zulmü…
Toplu taşıma araçlarıyla yolculuk ise bir sosyal siyaset irdelemesidir.
Ya her semtin insanlarıyla karşılaşır…
Ya da her semtin yeniliklerine tanık olursunuz.
Yeter ki her anlık gözlemde bir objektiflik ruhu olsun.
Derken…
Kadıköy’de biten yolculuğumdan sonra…
Önce vapurla Eminönü’ne…
Oradan da tramvayla yeni basın kartımı almak üzere…
Tophane’ye gittim.
40 yıllık sarı basın kartımın aynısından beklerken…
Bu kez rengi Turkuvaza dönüştürülen bir basın kartı verdiler.
O anda, eski sarı basın kartımla vedalaşmanın hüznünü öyle bir yaşadım ki…
Sahi, bu değişikliğe ne gerek vardı acaba?
İçimdeki bu buruklukla Avcılar’a doğru gitmeğe karar verdim.
İstanbul’un en Doğu’sundan en Batı’sına doğru…
Evet, yine tramvaydayım, yine hareket halinde olanları izliyordum.
Tramvay, Beyazıt’a geldiğinde…
Oturduğumuz vagondaki yurttaşlarımın azınlıkta olduğunu fark ettim.
Bir anda ikileme düşerek:
‘’Bu azınlıkta kalma görüntümüze, Türk Turizm’i adına sevineyim mi?
Yoksa bu bir turizm işi değil…
Olsa olsa hem Suriyeli akını…
Hem de yolgeçen hanı sınırlarımızdan elini kolunu sallayarak giren herkeslerdir;
Deyip, ülkem adına üzüleyim mi?’’ Sorusunu sordum kendime.

Vagondakileri iyice inceleyince:
İkinci olasılık oldukça ağır bastı elbette.
Çünkü vagondakiler, Suriyelilerle diğer ülkelerden kaçıp gelenlerdi.
Ülke sevdamızın o anki derin burukluğundan olacak ki…
‘’Vah vah!.. Keşke ülkemizi gezmeğe gelen turistlerden olsaydı bu çoğunluk…
Keşke ülkemin kasasına birazcık döviz koysaydı bu çoğunluk…’’ Dedim.
Öyle ya; Neyleyim hareket halindeki kuru kalabalığı…
Neyleyim o kalabalığın işbaşı yapmak için yollara düşen emekçilerimizle…
Zorunlu olarak yola çıkan tüm yurttaşlarımıza taşıtları dar etmesini...
Yükseköğrenime geldiğimden bu yana tam 50 yıldır İstanbul’dayım.
Hiç bu kadar İstanbul’a acımamış…
Hiç bu kadar İstanbul’da ülkem için üzülmemiştim!
Gerçek şu ki, İstanbul ülkemin hem özeti…
Hem de bir numaralı aynasıdır!
Elbette ki o özet iyi okunmalı…
Elbette ki o aynaya iyi bakılmalıdır!
Hem bir duyarlı vatandaş vicdanıyla…
Hem de siyaset üstü bir ülke sevdasıyla elbette!
Yola devam…
Cevizlibağ’da inip, Avcılar’a gidecek metrobüse bindim.
Mutsuz çoğunluğun yurttaşlarımız olduğu araçtayız artık!
Bizim bildiğimiz eski İstanbul böyle değildi!
Adres neresi olursa olsun, çoğunluğu mutlu olanların kentiydi eski İstanbul!
Avcılar’da işimi bitirip, önce metrobüsle Söğütlüçeşme’ye…
Oradan da Marmaray ile İstanbul’un Doğu sınırına geldim.
Yedi taşıtla bir İstanbul yolculuğu sonrasında…
‘’Yolculuk nasıl geçti?’’ Diye soranlara:
Yol yorgunluğundan değil…
Yorgun yolculuğumun üstüne çöken:
Bir yurttaşlık mutsuzluğuyla umutsuzluğunu…
Hem bir İstanbul özetiyle ifade etmeğe…
Hem de o bir numaralı aynayı tutmaya çalıştım.
Çünkü işimiz: Gerçekleri çıplak gezdirmek üzerinedir!
O gerçekleri yansıtan ışıklar, eğer ülkemin canını yakıyorsa:
Gazeteciliğin zor ve de çileli bir meslek oluşu tam da buradan başlar!
İster basın kartının rengi sarı olsun, ister Turkuvaz; FARKETMEZ!



Bu yazı 221 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI