Bugun...

Arslantürk AKYILDIZ
20 Ocak Faciası
Tarih: 08-02-2013 10:19:00 Güncelleme: 08-02-2013 10:19:00


Öğr. Gör. Arslantürk AKYILDIZ  

         Azerbaycan’ın başkenti Bakü. Hazar Denizini bir gerdanlık gibi sarmış… Tarihle doğanın birleştiği gizemli diyar… Türkiye’ye dönmek için havaalanına doğru yol alıyorum. Bindiğim taksinin şoförü Elçin dilinin döndüğünce geçtiğimiz güzergâhları tanıtıyor. Bu arada radyoda benimde çok sevdiğim güzel bir türkü yankılanmakta...
İrevanda hal galmadı
O hal ,ne haldı goşa düzülmüsen
De görüm, ne haldı goşa düzülmüsen
Daha mende can galmadı
Bu hal o haldı üze düzülmüşem…
    Azatlık meydanı denilen bölgeye geldiğimizde Elçin, birden uzanarak radyoyu kapattı. Niye radyoyu kapattın dercesine Elçin’in yüzüne baktığımda, biraz önceki neşesi gitmiş, yüzünü hüzün kaplamış, gözlerinin dolu dolu olmuştu. Ne oldu demeye kalmadan Elçin güzel Azeri şivesiyle ;
    “Mellim bilirsen mi bura haradı? Azerbaycan’ın yiğit oğlanlarının, gızlarının Azatlık uğruna, Rus tanklarının önüne geçip, şehit oldukları yerdi.”
    Elçin’in bu sözleri ,o kadar içten ve hüzün doluydu ki. Bu durum beni de etkiledi. 19-20 Şubat 1990 gecesi yaşanan o acı olay aklıma geldi ister istemez. Bakü sokaklarında Rus tanklarının eşliğinde Alfa birliklerinin katliama dönüşen saldırıları, feryatlar, figanlar film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiyordu. Elçibey’in yiğit duruşunu ,büyük şair Bahtiyar Vahapzade’nin canlı yayında başta Türkiye olmak üzere dünya kamuoyuna haykırışını hatırladım.
    O yıllarda Sovyetler Birliği gittikçe artan sıkıntıların altında bunalmıştır. Bir taraftan iktisadi buhranlar, silahlanma yarışında ABD’nin gerisine düşmenin verdiği gerilim, etnik çatışmalar, çeşitli milletlerin bağımsızlık yolunda attıkları adımlar devlet, idaresini adeta işin içinden çıkılmaz hale getirmişti. Sovyetler Birliği dağılmanın eşiğindedir. Sovyetler Birliğinin yeni lideri Mihail Gorbaçov bu gidişi durdurmak için açıklık ve yeniden yapılanma adıyla bir çalışma başlatmıştır. Ancak alınan tedbirler devletin yeniden toparlanmasını önleyeceğine, dağılmayı tetiklemiştir. Cin şişeden çıkmıştır bir kere. Birliğe bağlı birçok topluluk tek tek ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ediyorlardı.
    Bu ortamdan faydalanan Ermeniler, Yukarı Karabağ'da ve Ermenistan'da Azerbaycan Türklerine yönelik etnik arındırma çalışmalarını hızlandırmış, her gün yeni bir vahşet sergilemektedirler. Ermeniler Azerbaycan'dan toprak talep ediyor, Azerbaycan topraklarına saldırıyor, Azerbaycan Türklerinin yaşadığı köylerde insanları katlediyor, Karabağ bölgesinde yaşayan Türkleri göçe zorluyordu.
    Bu büyük göç dalgası, gözyaşı ve dram, Azerbaycan’da çok ciddi infiallere sebep olmuş, çeşitli gösterilerle olay protesto ediliyordu. Azerbaycan’da yaşayan Ermenilerde doğal olarak bundan etkilenmiş ve zaman zaman bazı çatışmalarda yaşanmaya başlamıştır.
    Sovyetler Birliği, Bakü’de başlayan bu olayları bahane ederek, birlikten ayrılma talebinde bulunan milletlere gözdağı vermek ve Azerbaycan’ın bağımsızlık taleplerini engellemek için askeri müdahaleye hazırlanmaktadır.
    Bu gelişmeler Bakü halkı tarafından endişe ile takip edilmektedir.
    Ermenistan’ı ve Sovyetler Birliğini protesto amacı ile mitingler yapılıyor, diğer taraftan Sovyet birliklerinin şehre girmesini engellemek için barikatlar kuruluyordu. Şehir adeta ayaktadır.
    Meydanları dolduran halk, Ermenistan'ın toprak iddialarından vazgeçmesini, Bakü'deki Sovyet birliklerinin, Azerbaycan Türklerinin etnik arındırmaya maruz bırakıldığı Yukarı Karabağ ile Ermenistan arasındaki bölgeye yerleştirilmesini istiyordu.
      Azerbaycan Halk Cephesi'nin temelleri de böyle bir süreçte atıldı. Temmuz 1989'da Azerbaycan Halk Cephesi kuruluş kongresini yapılarak ve Ebulfeyz Elçibey’de parti başkanlığına seçilmiştir. Hedef artık tahammül sınırlarını aşan Sovyetlerden kurtulmak ve bağımsızlıktır.
   
Bakü'de Azatlık Meydanında haftalar süren ve tüm dünya tarafından yakından izlenen Azerbaycan Türkü'nün sesi giderek yükseliyordu. Azerbaycan Halk Cephesi kurulduktan kısa bir süre sonra Aralık 1989'da iktidarı fiilen ele geçirdi. Bu duruma Sovyet idaresi daha fazla tahammül etmedi ve saldırı için düğmeye basıldı.
    1990 yılı Ocak ayının 19'unu 20'sine bağlayan gece, Bakü'de kızılca kıyamet kopuyordu. Tankların sağır edici gürültüsü kentte duyulmaya başlamıştı. 1956'da Budapeşte'ye, 1964'te Prag'a giren Sovyet tankları bu kez Bakü'ye giriyordu.
§Moskova yönetimi, kara yoluyla 3 koldan ve deniz yoluyla 35 bin kişilik ağır silahlarla donatılmış Alfa birlikleri, DTK-a adlı özel imha birlikleri ile Azerbaycan'ın başkentini işgal emrini vermişti. Operasyonun adı UDAR'dı. T-72,T-80 ve BMP-3 tankları Bakü'de Azadlık Meydanı ve 20 Yanvar Meydanını kuşatıyordu.

Bu saldır üzerine binlerce Azerbaycan Türkü, başta o günden sonra 20 Yanvar adı verilen 11'nci Kızıl Ordu ve Azadlık Meydanı olmak üzere Bakü'nün bütün meydanlarında ve Azerbaycan Komünist Partisi Merkez binası önünde toplandı. İşgal birliklerinin üzerine bedeniyle yürüdü, tek silahı yüreğiydi. Yüreğiyle vuruştu tanklara ve zırhlı, özel yetiştirilmiş imha birliklerine karşı. Tarihe 20 Yanvar, Kanlı Ocak, ya da Gara Yanvar olarak geçen o gece yüzlerce insan öldürüldü Bakü sokaklarında ve meydanlarında.

Karanfilin ağladığı 1990 yılının o uğursuz gecesinde Sovyetler Birliği gücünü son bir kez bağımsızlık kavgası veren Azerbaycan Türkleri üzerinde denedi. Yüzlerce can Azerbaycan'ın bağımsızlığı uğruna o gece toprağa düştü. Binin üzerinde kişi öldürüldü, binlercesi yaralandı.

Şehit cenazeleri on binlerce insanın parmak uçlarında, on binlerce karanfille süslenerek ebedi istirahatlerine uğurlandı. Hem de oldukça anlamlı bir yere, 1918'de Azerbaycan'ın bağımsızlığı için şehit olmuş Anadolu ve Azerbaycan Türklerinin toprağa verildiği bir yere. Sovyetler döneminde yok edilerek “Dostluk Parkı” yapılan Şehitler Hıyabanına yani Şehitler Bahçesi'ne.

Yüzündeki hüznünü ve acıyı gördüğüm Elçin’e, Mehmet Emin Resulzade'nin, “Yükselen bayrak bir daha inmez.” sözünü hatırlatarak, bağımsızlığın bedelinin şehit kanıyla daha bir mana kazandığını söylemekle yetindim.



Bu yazı 4631 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI